İLKÖĞRETİMDE
GELİŞİMSEL REHBERLİK YAKLAŞIMI
1970’lerde ortaöğretim kurumlarında ve 1996’da
zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması ile
ilköğretim kurumlarında “rehber öğretmen” adıyla
“okul psikolojik danışman”larının atanmasında Millî
Eğitim Bakanlığının, bu hizmetleri “yöneltme” ile
sınırlandıran bir anlayışının egemen olduğu
söylenebilir. Öyle ki okullarda rehberlik hizmetleri
denilince, okul yönetiminden veliye ve öğrenciye dek
tüm ilgililerin aklına “öğrencinin ilgi ve
yeteneklerine uygun bir üst öğrenim kurumunu ve
mesleği seçmesinde yapılan yardım hizmeti”
gelmektedir. Özellikle Millî Eğitim Bakanlığı, orta
öğretim kurumlarında bu hizmetleri organize ederken
üniversite önündeki yığılmaları düzenleme ve ülkenin
insan gücü ihtiyacını ayarlama gibi “çaresel” bir
beklenti içinde hareket etmektedir.
Okullarımızda bu hizmetlere yeterli bir hazırlık ve
alt yapı oluşturulmadan ve alan uzmanları olmaksızın
başlanmasının bir sonucu olarak okullarda rehberlik
hizmetleri genel olarak “kriz odaklı” bir anlayışla
algılanmaktadır. Daha açık bir ifade ile PDR
hizmetleri sadece problemli,
okulda sorun yaratan, uyumsuz ve başarısız
çocukların gönderildiği bir servis olarak kabul
edilmektedir. Zaman zaman da bu hizmetlere “okulda
oluşabilecek sorunları önleme” gibi bir işlev
yüklendiği görülmektedir.
Bu üç yaklaşımı (kriz yönelimli, iyileştirici-çare
bulucu, önleyici) yetersiz bulan yeni bir yaklaşım
bugün için rehberlikte çağdaş ve önemli bir anlayışı
ortaya koymaktadır:
Gelişimsel Yaklaşım ABD’de 1960’lardan sonra
rehberliği, gelişim sürecine yardım olarak gören
yaklaşım, bireyi sürekli gelişim hâlindeki bir
varlık olarak kabul eder. Buna göre, bireyin her
gelişim basamağında karşılanması gereken ihtiyaçları
ve başarması gereken gelişim görevleri vardır.
Rehberlikte gelişimsel yaklaşım; rehberlik ve
psikolojik danışma hizmetlerinin, akademik başarıyı
artırma ya da meslek seçimi gibi sorunlar ile
sınırlandırılmasına ve bunalım durumlarında
düzeltici, çare bulucu yardımlar sağlamaya ağırlık
vermesine bir tepki olarak gelişmiştir. Gelişimsel
rehberlik, bireyin sürekli gelişim hâlinde olduğu,
bir gelişim basamağını başarı ile geçirenlerin daha
sonraki gelişim basamağının gelişim görevlerini de
daha iyi başaracağı gerçeğine dayanmaktadır.
Gelişimsel anlayışı benimseyen uzmanlara göre, her
birey yaşamı boyunca bir dizi sosyal beklentiyi
karşılama, dönemine özgü davranış kalıplarını
gösterme yani gelişim görevlerini başarı ile yerine
getirme durumundadır. Birbirinden farklı gelişim
aşamalarında bireylerin kendilerini ve çevrelerini
doğru değerlendirmeleri hâlinde, beklentileri
karşılayacak davranışları geliştirmeleri
kolaylaşacaktır. O hâlde bireyin gelişimi süreklidir
ve bütündür. Ancak uzmanlar, inceleme kolaylığı
açısından, genel nitelikleri esas alarak bu gelişimi
“eğitsel”, “mesleki”, “kişisel” gelişim alanlarına
yönelik rehberlik hizmetleri olarak sınıfl
andırmaktadır.
Elbette bu gelişim alanlarının kesin sınırlarını
çizmek ya da birbirinden soyutlamak mümkün değildir.
Çünkü bir gelişim ilkesi olarak “gelişimin çeşitli
yönleri birbirini etkiler”. Örneğin öğrencinin
“gerçekçi bir benlik kavramı geliştirmemiş olması”
kişisel rehberlik alanının kapsamında ele alınmak
durumundadır. Ancak benlik kavramı, çocuğun akademik
başarısını, eğitsel ve mesleki planlarını ve
seçimini etkileyen bir durumdur. Dolayısıyla eğitsel
ve mesleki rehberliğin kapsamında yer alır.
Sonuç olarak gelişimsel rehberlik anlayışı;
öğrencinin büyüme ve gelişme süreci içinde;
“kişisel-sosyal”
“eğitsel”
“mesleki” gelişim alanlarında temel ihtiyaçlarını
karşılama ve bu alanlarda döneme özgü gelişim
görevlerini yerine getirmede gerekli yeterlikleri
kazandırmayı amaçlar.

Bunu yandaki şemada inceleyebiliriz:
Bu şemada görüldüğü gibi gelişimsel rehberlik
yaklaşımında öğrencilerin yaşam boyu gelişim
ihtiyaçlarının karşılanması ve kendilerini
gerçekleştirmeleri hedef alınır.
Rehberlikte gelişimsel yaklaşımın özelliklerini
vurgulamak açısından geleneksel yaklaşımla
farklılıklarını ortaya koymak yararlı olacaktır.
Eğitim Kademelerine Göre Rehberlik Hizmetleri
Farklı eğitim kademelerine göre rehberlik hizmetleri
farklılaşır mı? Bu soruya yanıtımız genel amaç ve
ilkeler açısından “hayır”; program ve etkinlikler
açısından “evet” olacaktır.
Genel olarak hangi eğitim kademesinde verilirse
verilsin rehberlik hizmetlerinin amacı ve genel
ilkeleri değişmez. Ancak bu genel amaç içinde yer
alan daha alt ve özel amaçlar ve bunları
gerçekleştirmede uygulanacak programlar, seçilen
etkinlikler, kullanılacak teknik ve yöntemler
değişebilir. Bu nedenle okul öncesi eğitim,
ilköğretim ve ortaöğretim kurumları açısından
rehberlik hizmetlerinde bazı farklılıklar söz
konusudur.
Çünkü bu iki eğitim kademesi;
1) Okulların amaçları, yapısı, işlevi ve işleyişi
açısından farklılıklar taşımaktadır.
2) Öğrencilerin gelişim özellikleri, ihtiyaç ve
sorunları açısından farklılıklar taşımaktadır.
Kuşkusuz bu farklılıkları kabul etmek, yukarıda
vurgulanan hizmetlerin sürekliliği yaklaşımına ters
düşmemektedir. Sadece hizmetler burada belirtilen
iki nokta dikkate alınarak planlanmalı ve
yürütülmelidir.
Okul Öncesi Eğitimde Rehberlik
Bu dönemde çocuğa yönelik olarak planlanacak
rehberlik hizmetleri, doğal olarak gelişim
görevlerini gerçekleştirmeye veya kolaylaştırmaya
yönelik olacaktır. Rehberlik anlayışına sahip olan
bir anaokulu/ana sınıfı öğretmeni bu dönemde çocuğun
her yönüyle sağlıklı olarak gelişmesi, okul ortamına
uyum sağlaması, potansiyellerini ortaya koyabilmesi
için özgür, rahat, sıcak, güvenli bir atmosfer
yaratmaya çalışır. Öncelikle çocuğun sağlıklı
gelişmesi için gerekli olan fiziki ve sosyal çevreyi
sağlar.
Bu çevrede çocuklar, akran grupları içinde kendini
tanımasını, yaşamı sürdürebilecek güç ve becerileri
geliştirmesini, birlikte yaşama kurallarını
öğrenirler. Grup, çocuğun yaşantısını doldurur,
sosyal ve psikolojik doyumunu sağlar. Bu kurumlar,
çocuğun bedenini kullanma, oyun oynama, merakını
giderme, hayal ve isteklerini açığa vurma ve
bağımsızlığını kazanma gibi temel gereksinmelerini
de karşılar. Rehberlik hizmetlerinin işlevi de bu
gereksinmeleri karşılamaya dönüktür. Çünkü ancak
gelişim gereksinimleri karşılanan çocuklar sağlıklı
ve uyumlu olabilir.
Bu dönemde çocuğun ilgilerini, yetenek ve
becerilerini geliştirmek için çeşitli etkinlikler
düzenlemek, çocuğa kendini sınama ve tanıma
olanakları sunmak, çocuğun yaptıklarını izlemek, ona
dönüt vermek ve doğru davranışları pekiştirmek
gerekir.
Bu dönemde rehberlik hizmetleri kişisel açıdan,
çocuğun kendini kabul, öz güvenini geliştirme,
benlik kavramını oluşturma, sosyalleşmeyi sağlama
hedeflerine yönelik etkinlikleri kapsar. Eğitsel
açıdan, okula uyum ve ilköğretime hazır olma
hedefleri esastır. Bu anlamda çocuğun okulu sevmesi,
okumaya-eğitime karşı güdülenmesi ve bazı temel
becerileri kazanması amaçlanır.
Mesleki rehberlik alanında ise bu dönem mesleki
gelişim sürecinin başlangıcı kabul edildiği için
çocuğun döneme özgü mesleki gelişim görevlerini
gerçekleştirmesine yönelik etkinlikler planlanır.
Bütün bu etkinlikler, ilgili üniteler ile
bütünleştirilerek uygulanır. Doğal olarak oyunlar,
drama etkinlikleri, bedensel egzersizler yoluyla
planlanan hedefler gerçekleştirilmeye çalışılır. Bu
dönemde öğretmenin çocuğa yakın ilgi ve sevgi
göstermesi, iyi model olması, fazla koruyucu
davranmaması, aile ile sıkı bir ilişki ve iş birliği
içinde olması gerekir. Öğretmen iyi bir gözlemci
olarak çocuğun gelişimini izler, ilgili kayıtları
tutar, yolunda gitmeyen durumlarda gerekli önlemleri
alır ve sorunlara çözüm arar. Görüldüğü gibi okul
öncesi eğitimde de eğitim ve rehberlik hizmetleri
gerek hedefler, gerekse işlevler açısından bütünlük
taşır.
İlköğretimde Rehberlik Hizmetleri
Çocuğun okula başladığı 6-7 yaşlarından,
ilköğretim diploması aldığı 14-15 yaşlarına kadar
olan gelişim dönemini kapsayan temel eğitim süreci
rehberlik hizmetleri açısından çok iyi
değerlendirilmesi gereken bir dönemdir.
İlköğretim sistemi, genel olarak “öğretmen merkezli”
bir uygulamaya dayanmaktadır. Öğretmen-öğrenci
ilişkileri, diğer öğretim kademelerine göre daha
yakın ve yoğundur. Çünkü “sınıf öğretmenliği”
esastır. Yani öğretmen, aynı öğrencilerle yıllarca
bir aradadır. Kuşkusuz bu durum, ilköğretim
düzeyindeki rehberlik hizmetlerinde “öğretmen” e en
önemli görev ve sorumluluklar yüklenmesinin
gerekçesini oluşturur. Öğretmen sınıfındaki
öğrencileri daha iyi tanıma ve gelişimlerini izleme
olanağına sahiptir. Çocukta ortaya çıkan sorunları
ilk önce görme, meydana gelen değişimleri fark etme
fırsatına sahiptir. Bu yüzden ilköğretim döneminde
rehberlik hizmetlerinin de “öğretmen merkezli”
olarak yürütülmesi zorunludur. İlköğretimde
öğretmenlerin rehberlikle ilgili rollerinin diğer
öğretim düzeylerindeki öğretmenlerden çok daha
önemli olacağı bu alanda uzmanlarca da benimsenmiş
bir anlayıştır.
İlköğretim dönemi, çocuğun öğretmenini model alma ve
ondan etkilenme açısından kritik bir öneme sahiptir.
Bu nedenle rehberlik anlayışına sahip, çocukla sıcak
ve etkili bir iletişim kuran sınıf öğretmeninin, onu
olumlu etkileme yönünden büyük bir gücü vardır. Onu
doğrudan etkileyebilir. Genellikle öğretmen anne
babaya göre bu dönemde çocukla daha uzun ve daha
yoğun bir ilişkidedir. Temel eğitimde olumlu
öğretmen tutumları sonucu çocuğun okula, okumaya,
eğitime yaşam boyu güdülenmesi bu dönemdeki
yaşantıları sonucu gerçekleşecektir.
İlköğretimde öğrenciler, aynı sınıf arkadaşlarıyla
yıllarca birlikte eğitim görürler. Sosyal
ilişkilerin gelişimi, yakınlaşma, yardımlaşma, iş
birliği gibi toplumsal özelliklerin geliştirilmesi
açısından sınıfta olumlu bir ortam yaratılması çok
önemlidir. Üstelik ilköğretim, ortaöğretime göre
daha az karmaşıktır. Daha küçük gruplarla etkileşime
girmek mümkündür. Bu yüzden rehberlikte grup
etkinlikleri yoğunluk kazanır.
Bu dönemin özellikle birinci kademesinde çocuğun
gelişim özellikleri dikkate alındığında, sunulan
rehberlik hizmetlerinin daha çok fiziksel faaliyete
ve oyuna dayanması gereklidir. Çünkü oyun, çocuk
için doğal ve spontane olarak kendini ifade
edebileceği bir ortam ve uygun bir iletişim
aracıdır.
İlköğretim düzeyinde ailelerle iş birliği yapmak
daha kolaydır. Çünkü ebeveyn ilgisi genellikle daha
yüksek düzeydedir. Öğretmen bu durumu dikkate alarak
rehberlik etkinlikleri kapsamına aileyi de
almalıdır. Çocuğun gelişimi için bu iş birliği
kaçınılmazdır. Bu nedenlerdir ki ilköğretim
kurumlarında yürütülen rehberlik hizmetleri, çocuğun
kendisinden çok onu yetiştiren çevreye
odaklanmıştır.
Ortamı iyileştirme olarak adlandırılan bu yardımın
amacı, başta ana babalar olmak üzere çocuğu
etkilemekte olan bütün kişileri, çocuk gelişimi ve
eğitimi konusunda aydınlatmak ve yetiştirmektir.
İlköğretim düzeyinde rehberlik hizmetleri, sadece
özel bir hizmet alanı olarak değil tüm eğitimsel
çerçeve içinde yer alan bir unsur olarak
görülmelidir. İstenen etkiye tam olarak
ulaşılabilmesi için rehberlik etkinliklerinin
müfredat programı ile bütünleştirilmesi gereği kabul
edilmelidir. İlköğretim düzeyinde verilecek
rehberlik hizmetleri sorunlu öğrenciye yardım, krize
müdahale ya da problem durumlarına çözüm bulmak
şeklinde düşünülen klasik rehberlik yaklaşımları
yerine gelişimsel rehberlik yaklaşımına
dayanmalıdır. Amerika’da daha 1950’lerden itibaren
benimsenmeye başlanan gelişimsel rehberlik
yaklaşımına göre, yaşamın her döneminde başarılması
gereken birtakım gelişim görevleri vardır. Bireylere
verilecek rehberlik yardımının amacı da bu gelişim
görevlerini başarıyla yerine getirmelerini
kolaylaştırmak ve desteklemektir.
İlköğretimde Rehberliğin Amaçları
Daha önce de vurgulandığı üzere rehberliğin
genel amacı bireyin her gelişim döneminde sağlıklı
ve uyumlu bir gelişim sürdürebilmesine ve kendini
gerçekleştirmesine yardım etmektir. Bu genel amaç
doğrultusunda ilköğretim düzeyinde rehberlik
hizmetleri hangi amaçlara yöneliktir?
Bunu aşağıdaki biçimde sıralamak
mümkündür.
1. Çocuğun kendini tanımasını ve
anlamasını sağlamak. Kendi ilgileri,
yetenekleri, özellikleri ile çevresindeki fırsat
ve olanaklar arasındaki ilişki konusundaki
anlayışını artırmak.
2. Sağlıklı bir toplumsallaşmayı
gerçekleştirmek. Sosyal ilgi ve ait olma
duygusunu geliştirmek. Başkalarının
ihtiyaçlarına duyarlı olma, sosyalleşme sürecini
kolaylaştırmak.
3. Çocuğun sorumlu ve amaçları olan bir birey
olmasına yardım etmek. Çocuğun akademik başarı
için gerekli olan içsel bir öğrenme güdüsü
geliştirmesini sağlamak. Eğitsel ve mesleki
hedefler oluşturmasına yardım etmek.
4. Çocuğun öz yönetim, öz denetim, problem çözme
ve karar verme konularında gelişmelerine yardım
etmek. Eğitimsel süreçlere daha fazla katılmaya
teşvik etmek.
5. Çocuğun kendisi hakkında olumlu kavramlar ve
tutumlar geliştirmesine, kendini kabul düzeyini
artırmasına yardım etmek. Gelişim görevlerini
yerine getirme konusunda cesaretlendirmek.
6. İnsan davranışının doğasını anlamalarına ve
insan ilişkilerinde olgunlaşmalarına yardım
etmek.
7. Öğrencilerin bilişsel, duyuşsal, kişisel ve
sosyal gereksinimlerini karşılamak için ders içi
ve dışı tüm eğitim programlarına yardımcı olmak.
8. Öğrenimin bireyselleştirilmesini desteklemek,
bireyin kişisel özellikleri ile eğitim
programlarını bağdaştırmak, rehberlik ilke ve
yöntemlerinin öğretmenler, yöneticiler ve tüm
çalışanlar tarafından kullanılmasına yardımcı
olmak ve desteklemek.
9. Ana babalara; aile ortamında, insan
ilişkileri ve çocukla olan ilişkilerde
karşılaşılan sorunlarla ilgili olarak yardımcı
olmak.
Öğretmenlerin Rehberlik Hizmetleri ile İlgili
Görevleri
Bir öğretmenin, hangi okul kademesinde ve hangi
alanın öğretmeni olursa olsun, rehberlik hizmetleri
açısından temel sorumlulukları vardır. Öncelikle
öğretmenin “öğretme” işlevinin dışında öğrencinin
psikolojik, sosyal gelişimini sağlama ve uyumunu
kolaylaştırma görevi olduğu kabul edildiğinde her
öğretmenin “rehberlik anlayışına” sahip olması
gerekir. Diğer bir ifadeyle rehberliğin temel aldığı
“hümanist anlayış ilkelerini” kabul eden ve
benimseyen bir tutumda olmalıdır. Bunun dışında
yasal olanak da ilgili yönetmeliklerle belirlenen
görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. MEB Rehberlik
ve Psikolojik Danışma Hizmetleri Yönetmeliği, “Sınıf
Rehber Öğretmeni” olarak öğretmenlerin bu alandaki
görevlerini belirlemiştir.
İlgili yönetmeliğin incelenmesinde görüleceği gibi
sınıf rehber öğretmeninin rehberlik alanında önemli
sorumlulukları vardır. Okullarda görevlendirilen
psikolojik danışma ve rehberlik alanında yetişmiş
olan rehber öğretmen (psikolojik danışman)ler,
okuldaki tüm öğretmen ve yöneticilere müşavirlik
hizmeti sunarak ve okulun bağlı bulunduğu Rehberlik
ve Araştırma Merkezlerinden destek alarak bu
hizmetlerin en etkin şekilde yürütülmesini
sağlamalıdır. Bu hizmetler bir “takım çalışması”dır.
Ancak tüm ilgililerin ortak bir anlayışı
geliştirerek, iş birliği yaparak çalışması ile
eğitim ortamları, öğrencilerin gelişim ve uyumlarına
uygun hâle getirilebilir. Bu konuda en önemli
sorumluluk ise okul yöneticisine aittir.
* Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi,
Eğitimde Psikolojik Hizmetler Anabilim Dalı Başkanı
Kaynaklar
1.
Akman, Y. (1994) “Okullarda Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Servislerinde Verilen Konsültasyon
Hizmetlerinin Yeri ve Önemi” 1. Eğitim Bilimleri
Kongresi Kitabı, Cilt 3, s. 984-993, Adana: Çukurova
Üniversitesi.
2. Aydın, G. (1990) “Temel Eğitimde Rehberlik ve
Psikolojik Danışmanın Önemi” Psikolojik Danışma ve
Rehberlik Dergisi, I, Sayı 1: 39-44.
3. Dinkmeyer, D. (1970) “Elementary School Guidance
and the Classroom Teacher” Elementary School
Guidance: Conceptual Beginnings and Initial
Approachers. APGA, Washington D. C.
4. Dinkmeyer, D. (1973) “Readings in Guidance in the
Elementary Schools.” New York: Mc Graw-Hill.
5. Havighurst, R. (1972) “Developmental Tasks and
Education” (3rd ed.) New York: Dawid McKay Co.
6. Hill, G. E. (1973) “Guidance in Elementary
Schools” Readings in Guidance in the Elementary
Schools. New York: McGraw-Hill.
7. Kuzgun, Y. (1992) “İlköğretimde Rehberlik” H. Ü.
Eğitim Fakültesi Dergisi, Sayı: 8, ss. 39-42.
8. Kuzgun, Y. (1992). “Rehberlik ve Psikolojik
Danışma” (Üçüncü baskı), Ankara: ÖSYM Yayınları.
9. M. E. B. “Rehberlik ve Psikolojik Danışma
Hizmetleri Yönetmeliği”, 17 Nisan 2001 tarih ve
24376 sayılı Resmi Gazete.
10. Özgüven, İ. E. (1999) “Çağdaş Eğitimde
Psikolojik Danışma ve Rehberlik”, PDREM Yayınları,
Ankara: Sistem Ofset.
11. Thompson, R. (1992) “School Counseling Renewal
Strategies for the Twenty-first Century” Indiana:
Accelerated Development Inc. Publis.
12. Yeşilyaprak, B. (1995) “Mesleki Gelişim
Sürecinin Başlangıcı Olarak Okulöncesi Eğitim” 10.
YA-PA Okulöncesi Eğitimi ve Yaygınlaştırılması
Semineri Kitabı. İstanbul: YA-PA Yayınları.
13. Yeşilyaprak, B., (2006). “Eğitimde Rehberlik
Hizmetleri” (14. Baskı) Ankara: Nobel Yayınları
14. Yeşilyaprak, B. (2007) “İlköğretimde Gelişimsel
Rehberlik”, İstanbul, Morpa Yayınları